İlgi, Bilgi, Beceri, Paylaşı

• 20/10/2008 - Notlar

Kategori: TOLUNAY - DAN

Başarılı olma :


Başarılı olma bir bedel ödemektir, başarısız olma cesaretini göstermektir.



Başarısız olma:


Başarılı olma yolunda göze alınandır.



Lider olma :


İçten gelen bir dürtüdür. Kişiyi lider yapamazsınız; kendisi isterse lider olur. Kalıplar içinde düşünmeyen, risk alan, kendisini eleştirebilen, eleştiri dumayı seven, sorgulayan, yaratıcı olanlar lider olurlar.



Heyecan duymak:


Yaptığınız işe başlarken heyecan duyuyorsanız ve her defasında bu heyecan devam ediyorsa, bu sizi işinize daha fazla motive eder, daha iyi performansla çalışırsınız.



Doğrulatma:


Yaptığınızın doğru olup olmadığını sizden daha tecrübeli birine veya birilerine doğrulatmanız, sizin doğru yolda ilerlediğinizin ve daha da ileriye gideceğinizin işaretidir ve bu sizi daha fazla motive eder.



Gülümseme:


En büyük kişisel sermayenizdir gülümseme. Her ne olursa olsun onu yanınızdan ayırmayın. Cep telefonunuzu evde unutabilirsiniz ama gülümsemenizi asla unutmayın.


Eleştiri :


Eleştiriye açık olmak çok önemli. Gelen her eleştiri kendinizi geliştirmeniz için yeni yollar denemenizi sağlar.




Tolunay Şahin

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 8/6/2008 - Altın Koza altın gibi mi?...

Kategori: TOLUNAY - DAN

Bu sene Altın Koza Film Festivalinin 15.si düzenlendi.
Ödül törenini canlı yayınlayan tek kanal TRT2 idi.
Ya diğer koca koca(!) tv kanalları neredeydi? Milli maça odaklanmışlardı muhtemelen.
Halbuki Türkiye' deki önemli festivallerden biri Altın Koza Film Festivali. Üstelik yarışan filmler de en az Cannes ve Oscar'da yarışanlar kadar değerli.
Yönetmeninden oyuncusuna, ışıkçısından kostümcüsüne ve diğer tüm emektarlar, büyük bir emeğin karşılığını bu yarışmada aldıkları beğeni sözleri ve ödüllerle tasdiklemeye çalışıyorlar.
Ama maalesef ülkemde böylesine önemli bir festivale yeterince değer verilmiyor. Ama Oscar ve Cannes "canlı canlı capcanlı" yayınlanmaya devam ediyor.
Bu ilgisizliğin nedeni festivalin Adana' da olması mı acaba diye düşünmeden de edemiyorum?
Siz ne dersiniz?


Bu akşamki ödül töreninde, uzun metrajlı ulusal film yarışması ile öğrenci filmleri yarışmasında dereceye girenlere ödülleri verildi:
http://www.gazeteport.com.tr/KULTUR_SANAT/NEWS/GP_224932
Her birini tebrik ederim.
Filmleri izlemeyi çok istiyorum.


------
TLNY



Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 28/4/2008 - Neler oluyor?...

Kategori: TOLUNAY - DAN
94 yaşındaki kadına tecavüze yeltenen 20 yaşındaki gençler.
İlköğretim okuluna giden iki kız çocuğuna yapılan lezbiyen taciz.
Üç eşli yaşamı savunan ve “Tek eş mümkün olsaydı umumhaneler olmazdı” diye nutuk atan İslamcı bir iş adamı.
14 yaşındaki kıza tecavüz etmekle suçlanan 78 yaşındaki bir İslamcı yazar.

Bir hafta içinde şahitlik ettiğimiz bu olaylar şu soruyu sorduruyor bizlere " Neler oluyor?"

İş muhafazakarlığa geldiğinde mangalda kül bırakmayan bu din sömürücüleri nedense konu kendileri olunca "bu bir komplo" ya da "üç eşliyim, kime ne?" ya da "içimdeki dürtü bu, engel olamıyorum" gibi ipe sapa gelmez, alenen sapıkça düşüncelerini savunmaktan da geri durmuyorlar.

Diğer sapkınların çoğu ise susuyor. Çünkü yaptığı karşısında söyleyecek bir şeyi yok. Çünkü suçluluk duymuyor, sadece utanıyor; suçu tespit edildiği ve etrafına rezil olduğu için.

***

Soru şu; "cinsel suç işleme oranları arttı mı, yoksa oldu bitti vardı da şimdi mi ortaya çıktı?"

Aslında hep vardı bunlar; eskiden yoktu ama şimdilerde bu suçların işlenme oranı arttı demek yanlış. Çünkü tacize uğrayan kadın korktuğundan ya da utandığından ya da her iki hissi birden yaşadığından dolayı maruz kaldığı olayı anlatamıyor, suç duyurusunda bulunamıyor. Çocuklar anlatamıyorlar aynı hislerden dolayı veya anlatsalar da aileleri tarafından olaylar geçiştiriliyor, olmamış gibi davranılıyor. Bu nedenlerden dolayı da cinsel suçlar kayıt altına alınamıyor. Ancak son zamanlarda maruz kaldıkları olayları anlatanlar var ve bunlar da basına yansıyor.

Diğer bir soru ise "gerçekten muhafazakar mıyız yoksa öyleymiş gibi mi yapıyoruz?"

Özünde muhafazakar bir toplumuz. Modernliği benimsemiş bir muhafazakarlık durumu var toplumda. Özellikle cinsellikle ilgili konular söz konusu olduğunda muhafazakarlığımız doruk noktasına ulaşıyor. Tabii bir de kendi ailemizde kızımıza,karımıza, annemize, teyzemize, halamıza, ablamıza karşı muhafazakarız; ancak dışarıdaki başka bir kadına karşı değiliz. "Ailemizin namusu (!) önemli ve korunmalı ama diğerleri beni ilgilendirmez" söylemi bilinçaltında yer etmiş ve uygulamada da böyle işliyor. Kaldı ki namus direkt olarak cinsellikle ilişkilendiriliyor. Ve "her ne yaparsan yap ama namusuna leke sürdürme" toplumu ele geçirmiş bulunuyor.

Bunun içindir ki toplumumuz muhafazakarlığın fersah fersah ötesindedir ama sadece ve sadece kendisi için muhafazakarlıktır bu, dışarıdan bir kadın için değil.

Uzun yıllar boyunca kadına yapılan tecavüz ve taciz aileye ve kamu düzenine karşı yapılan bir suç gibi görüldü, kadının bizzat kendisine karşı işlenmiş bir suç olarak görülmedi! Kadın erkeğe ( Medeni Kanuna göre ailenin reisi ) emanet edildi! Namus cinayetleri ağır tahrik indirimine uğratıldı! Kısacası, devlet kadına sahip çıkmadı.

İşte bu sebeplerden dolayı da hala okullarımızda cinsel eğitim dersleri yok ve çocuklarımız cinsellik hakkında doğruları bilmeden, kulaktan dolma, arkadaşlara, ağabeylere sorup öğrenilerek edinilmiş bilgilerle ilk gençlik yıllarına adım atıyorlar. Ve bu da zaman zaman sapkınlıklara, çoğu zaman da sağlıksız bir cinsel yaşama sebep oluyor.

***

"Neler oluyor?" sorusuna ise bunlar ışığında cevap vermeye çalıştığımızda da cinsellik tabu olarak kaldığı, kadınlara ve çocuklara uygulanan cinsel suçlar devlet tarafından engellenmediği sürece bu soruya net olarak cevap verebilmek mümkün değil.

Artık sizce de bu konuda bir şeyler yapmanın vakti gelmedi mi?



Tolunay Şahin - 28 Nisan 2008


Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 18/4/2008 - Yönetici aranıyor

Kategori: TOLUNAY - DAN
Firmamıza,

* Satış ve pazarlama alanında  en az 7 yıl yöneticilik yapmış,

* Planlama ve organizasyon becerisine sahip

Satış ve Pazarlama Müdürü alınacaktır.


Yanlış anlaşılma olmasın bu bir işe alım ilanı değil. Sadece sıkça rastladığım ve anlam yüklemekte zorlandığım durum üzerine bir iç döküş olacak.

Yukarıda yazılan cümlelere birçok ilanda rastlıyoruz. Şimdi bir kere daha okuyun lütfen yukarıdaki iki cümleyi. Ben tekrar tekrar okuyorum bu tür ilanları acaba ben mi anlayamıyorum diye. Ama olmuyor, ne kadar fazla okursam okuyayım, yine anlam veremiyorum.

Bu tür ilanlarda aklıma takılan şu; firmanıza bir yönetici arıyorsunuz ve üstelik bu pozisyonda bilmem kaç senelik tecrübesi olmasını da şart koşuyorsunuz, ama genel niteliklere hala ve ısrarla "Planlama ve organizasyon becerisine sahip" maddesini ekliyorsunuz. Ve benim gibiler de takılıp kalıyorlar buna. Neden mi? Çünkü bilmem kaç yıl yöneticilik yapmış bir profesyonel zaten planlama ve organizasyon becerisine sahiptir. Aksi olduğunda nasıl yöneticilik yapabilir, nasıl kendine bağlı ekip veya ekipleri yönetebilir?

İşte bu tip işe alım ilanlarında benim anlayamadığım da tam olarak bu.

Sizce de haklı değil miyim?


Tolunay Şahin - 18 Nisan 2008

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 16/4/2008 - Sağır ve Dilsiz Alfabesi

Kategori: TOLUNAY - DAN
Ülkemizdeki eğitim, öğretim hakkında hep şikayetçiyizdir. Okullardaki öğretimin ve eğitimin nasıl daha iyi hale getirilebileceği konusunda fikirler öne süreriz yıllardır. Ve hatta televizyon ekranlarında, radyo programlarında konu hakkındaki tartışmaları seyrederiz, dinleriz. Bazı önerileri yerinde ve verimli buluruz. Bazılarının ise geliştirilerek uygulanabileceği konusunda öneriler sunarız.

Bu yazıda değinmek istediğim eğitim ve öğretimin temel sorunları değil. Değinmek istediğim biraz daha farklı bir konu. Sağır ve Dilsiz Alfabesi.

Şimdi, "birdenbire nereden geldi aklına bu?" diye sorabilirsiniz. Aslında hep dikkatimi çekmiş bir konudur. Ancak bir kaç aydır sokaklarda, çarşıda, vapurda, otobüste vs. de sıkça sağır ve dilsiz insanlara rastlıyorum. Eskiden de rastlıyordum; ama bu aralar çok daha sık karşılaşmaya başladım.

Etrafımdaki herşeye karşı ilgili, gözlemleyen ve üzerinde düşünen biri olduğumdan da bu konuda artık birşeyler yazmam gerektiğine karar verdim.

**


Türkiye’de ne kadar işitme engelli bulunduğuna ait bilgiler çelişkili. Birleşmiş Milletler raporuna göre sayı 2.5 milyon. Milli Eğitim Bakanlığı’na göre ise ülkemizde sadece 400.000 işitme engelli bulunuyor. Aynı rapora göre bu nüfusun 120.000’ini çocuklar oluşturuyor ve bunların sadece 7.000’i okula gidiyor.

Gözlemlerimden şu sonuca vardım. Sağır ve dilsiz insanların birbirleri ile olan iletişimleri gayet iyi. Ama duyan ve konuşan insanlarla iletişim kuramıyorlar. Daha da doğrusu bizler de onlarla iletişim kurmak için çaba sarf etmiyoruz. Çünkü bildikleri dili biz bilmiyoruz ve ne söylemeye çalıştıklarını anlamıyoruz veya anlamak için sabır göstermiyoruz.

Bu iletişim eksikliği ile ilgili olarak da aklıma gelen fikir ise ortaokuldan itibaren sağır ve dilsiz alfabesinin okullarda öğretilebileceği oldu. Bu sayede herhangi bir zamanda, herhangi bir ortamda karşılacağımız sağır ve dilsiz biri ile sohbet edebilme imkanımız olacak. Üstelik bu kişiler de kendilerini toplumdan soyutlamamış olacaklar.

Sağır ve dilsizlerin arkadaş çevreleri daha çok kendileri gibi olan kişilerden oluşuyor . Bunu değiştirmek ise temelde, eğitim ve öğretime ve sosyal hayatta ise bizlere bağlı.

**

"Youtube" da  "sağır ve dilsiz alfabesi işaret eğitim video"sunu buldum (http://www.youtube.com/watch?v=LfZ-92LsuLY). Bu videoda hangi harfin hangi işaret ile ifade edildiği anlatılıyor. Alfabeyi öğrenmek için çok iyi bir başlangıç bu video.

2005–2006 yılının 2. döneminde Yıldız Teknik Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği 4. sınıf öğrencileri Behzat Bükün ve Ali Ekinci  bitirme projesi olarak Türk İşaret Dili Tanıma projesini gerçekleştirmişler.
( http://www.emo.org.tr/resimler/ekler/023effe3c16b047_ek.pdf?tipi=6&sube=6)


Ayrıca, YTÜ, sağır ve dilsiz alfabesini anlayan yazılım geliştirdi. Bilgisayar kamerasıyla kullanılan yazılım, kameranın karşısında duran kişinin el ve yüzünü ten renginden ayırt ederek belirliyor. Sonra el hareketlerinin izlediği yola bakarak 45 farklı sağır-dilsiz alfabesinden hangisi olduğunu anlıyor ve bu işaretleri bilgisayar ekranında yazı haline getiriyor. Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) Bilgisayar Bilimleri ve Mühendisliği Bölümü’nde uzun süredir yapılan çalışmalar sonucu, işitme ve konuşma engellilerin dilinden anlayan bir bilgisayar yazılımı geliştirildi. Yazılım, bir bilgisayar kamerası aracılığı ile, işitme ve konuşma engellilerin işaret dilini bilgisayar ortamında kelime haline getiriyor. Böylece, işaret dili bilmeyenler ile engellilerin iletişim ve eğitim sorunu tamamen ortadan kalkıyor. ‘Türk İşaret Dilini Tanıma Sistemi’ adı verilen proje, bir bilgisayar yazılımı ve bilgisayara bağlı bir web kamerasından oluşuyor. Yazılım önce kameranın karşısında bulunan kişinin el ve yüzünü belirliyor. Bunu yaparken de ten renginden yararlanıyor. Yıldız Teknik Üniversitesi Araştırma Görevlisi Hakan Haberdar, Türk İşaret Dilini Tanıma Sistemi’ni geliştirirken, Koç Üniversitesi’nin 3 yılda oluşturduğu Türk İşaret Dili Sözlüğü’nden yararlandı. (http://www.yasadikca.com/dbread.php?id=955&cat=2)

**

Duyan ve konuşan kişilerin de bu dili öğrenmelerinin toplumsal hayatımız için oldukça önemli olduğunu düşünüyorum. Umarım, yakın zamanda bu konudaki olumlu girişimlere tanık oluruz.





Tolunay Şahin - 16 Nisan 2008


Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:14
| Sonraki Sayfa

Ana Sayfa

Profilim

Arşiv

Blog RSS

Son 5 Yazım


[TS] Krizde battı, kendini astı
[TS] ''Umut biziz, biz geleceğiz''
[TS] Notlar
[TS] Blog Action Day 2008-Poverty
[TS] Altın Koza altın gibi mi?...




Kategorilerim





Takip Ettiklerim


İmecem / Hiç yardıma ihtiyacınız oldu mu?
Kara Kutu
Portakalonline
Kahve Molası
Bye Bye Türkçe
Bildirgeç
Farketing
Pazarlama Dünyası
Marka Strateji
ShiftDeleteNet
Fikir Atölyesi
İstanbul Oyuncak Müzesi
Diyalog - A.SelimTuncer
Müzik Kutusu
cember.net
Morfikirler
Xing
Dr. Zeki Yüksekbilgili
Cin Fikir Merkezi
Sanat Çemberi
Alt kültür
Pazarlama Makaleleri
istanbul.com
Kurumsal Haberler
GG
İnovasyon
Can Dündar
Emre Kongar
Nihat Sırdar
Springwise
Trendwatching
NLP Academy Turkey
StumbleUpon
Perakende
Pazarlama Canavarı
TBL
TurkCelil
Genç Kız Sığınma Evi Derneği
Kitap Cumhuriyeti
Bilim,Felsefe,Kültür,Sanat,Edebiyat
Satış Bir İnsan İşidir - Taner Özdeş





İngilizce - Türkçe Tercüme Hizmeti
için lütfen tıklayın





Şu / Bu / O Sarmalı







Google



Söz söylenmiş bir kere; üzerinde düşünmek gerek :

"Gülerken göbeği oynamayan adamdan kork."

Çin Atasözü










© 2006-2009
Blogdaki yazılar kaynak gösterilerek kullanılabilir.