İlgi, Bilgi, Beceri, Paylaşı
• 16/4/2008 - Kendi kendini temizleyen kumaş geliştirildi
Avustralyalı ve Hong Konglu bir grup araştırmacı kendi kendini
temizleyen kumaş geliştirdi. Bunun için biraz güneşe çıkmak yeterli
olacak.
Bilim ve Teknik Dergisi’nin Nisan sayısında yer alan araştırmada
güneşte kendi kendini temizleyebilen kumaş üzerindeki çalışmalara yer
verildi. Araştırmaya göre kumaşlara kendi kendilerini temizleme
becerisi, dokundukları iplikleri titanyum dioksit nanokristalleriyle
kaplayarak kazandırılıyor.
Bu molekül, ışığa tutulduğunda kir ve lekeleri bozduran bir fotokatalist özelliği taşıyor.
Avustralya’daki Monash Üniveristesi’nden kimyacı Walid Daoud ile Hong
Kong Politeknik Üniveristesi’nden meslektaşları, kumaş ipliklerinin,
titanyum dioksit, nanokristallerinin üzerine yapışmalarını sağlayacak
bir yöntem geliştirdiler.
En iyi sonuçları güneş enerjisinin vermesine karşılık, kendi
kendini temizleme yetkisi, her türlü ışık kaynağında, hatta giysiler
sahiplerinin üzerindeyken dahi kendini gösteriyor. Kumaşın ipliklerine
yapışan titanyum dioksit nanokristalleri ayrıca, kokuya yol açan
bakterilerin üremesini de baskılıyor.
Daoud, geliştirdikleri kumaşın ilk uygulamalarının askerlerde
görüleceğini düşünüyor, ancak araştırmacıya göre asıl hedef, çamaşır
yıkama ve kuru temizlemede kullanılan su, deterjan ve enerjinin
azaltılması. Daoud’a göre işlem, yaş ve kuru temizleme süreçlerinde
kullanılan su, deterjan ve enerjiyi azaltmaya yönelik olacak.
ANKA
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 14/2/2008 - Facebook'u Yıkacak Türk
Google, Facebook'a karşı kozunu oynamaya hazırlanıyor. Hem de bir Türk
yazılımcının geliştirdiği siteye destek vererek. Bu haber, 50 milyon
kişiyi ilgilendiriyor. Her ne kadar ülkemizde bilinmese de www.orkut.com, Google'da çalışan
bir Türk geliştirici tarafından hayata geçirilen bir proje.
Facebook'tan daha önce açılmış olmasına rağmen, tüm dünyada beklediği
ilgiyi görmese de Brezilya gibi Güney Amerika ülkelerinde, internet
kullanıcıları neredeyse bu siteden çıkmıyorlar ve resmi sözlüklerine "Orkut" kelimesini bile eklediler. Google, bu sitedeki ışığı görmüş
olacak ki, tüm geliştiricileri, Orkut için uygulama yapmaya davet
ediyor.
Orkut için uygulama geliştirecek olan kişilere mühendislik bilgisine
varıncaya dek destek sağlanacak. Uygulamaları göndermek için son tarih;
15 Şubat.
Kaynak : www.shiftdelete.net
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 6/2/2008 - Türk bilim adamlarının önderliğinde başlatılan üç boyutlu telefo
Türk bilim adamlarının önderliğinde başlatılan üç boyutlu telefon
(3DPHONE) projesi, cep telefonlarıyla görüntülerin üç boyutlu
aktarılmasına olanak sağlayacak.
Yeni nesil teknolojide, cep telefonuyla konuşan kişiler birbirlerini
aynı ortamdaymış gibi üç boyutlu görebilecekler. Aynı zamanda bu
görüşmeler, üç boyutlu fotoğraf ve video olarak da kaydedilebilecek.
Üç Boyutlu Telefon Projesi Koordinatörü Bilkent Üniversitesi Bilgisayar
Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Tolga Çapın, günümüz
mobil telefon teknolojisinin her yerde kullanılabilen ve erişilebilen
bir seviyeye geldiğini, multimedya mesajlaşmaların, cep
televizyonlarının ve taşınabilir bir aygıttan yapılan video konferans
teknolojisinin her geçen gün geliştiğini anlattı.AB 7. Çerçeve Programı
(ÇP) kapsamına alınan ve çalışmaları üç yıl sürecek Üç Boyutlu Telefon
projesinde, gelecek nesil telefonlar için günümüzde kullanılanlardan
çok farklı bir telefon prototipi geliştirmeyi hedeflediklerini dile
getiren Çapın, yeni teknolojiyi şöyle anlattı:''Bu telefonda üçüncü
boyut için gözlük takmadan ekrana baktığımızda üç boyutlu resimler,
videolar ve görüntüler sanki ekran dışına çıkıyormuş gibi görünecek.
Telefon üzerindeki her şey üç boyutlu olacak. Telefonun arkasında
birden fazla kamera bulunacak, üç boyutlu fotoğraf ve video çekimleri
yapılabilecek. Geliştirilecek teknolojiler sayesinde, kullanıcılar aynı
ortamdaymış gibi cep telefonlarıyla üç boyutlu videolu telefon
konuşması yapabilecek, üç boyutlu fotoğraf ve video çekebilecek, cep
telefonu uygulamalarıyla üç boyutlu etkileşimde bulunabilecek.''
4. NESİL PROTOTİPİ
Üçüncü boyutun, son yıllarda gittikçe küçülen cep telefonlarının çok
daha gelişmiş ve çok farklı bir şekilde kullanılmasını sağlayacağına
işaret eden Çapın, ''Bu telefonu, şu anda yeni piyasaya sürülmeye
başlanan 3. Nesil telefonların ötesinde, ileri 4. Nesil telefon
prototipi olarak düşünebiliriz'' dedi.
Çapın, projenin kendi alanında dünyada bir ilki başlattığına dikkati
çekerek, projenin Bilkent Üniversitesi Koordinatörlüğünde Almanya,
Fransa, İspanya, Finlandiya, Macaristan'dan araştırma kuruluşları ve
şirketlerin katılımıyla yürütüleceğini kaydetti. Projenin bütçesinin 5
milyon avro olduğunu anlatan Çapın, proje ortakları arasında
''İspanya'nın ve dünyanın en büyük cep telefon operatörlerinden birisi
olan Telefonica, MP3 ve DVD'lerde kullanılan teknolojilerin mimarı
Fraunhofer, yeni nesil medya servisleri alanında en başarılı KOBİ
şirketlerinden birisi olan Streamezzo, üç boyutlu holografik ekran
üreticisi Holografika ve Finlandiya'nın en iyi üniversitelerinden biri
olan Helsinki Üniversitesi'nin'' yer aldığını söyledi. Çapın, cep
telefonu üreticisi Nokia'nın da projeyi detaylı şekilde izleyeceğini ve
geliştirilecek çözümlerin ileri nesil telefonlarda muhtemel kullanımı
için ergonomik testler yapacağını anlattı.
3 BOYUTLU TV PROJESİNDEN ÇIKTI
Bilkent Üniversitesi'nin de 3 yıl önce AB 6. ÇP kapsamında başlattığı
üç boyutlu televizyon projesinde edindiği altyapının bu projeye destek
sağlayacağını ifade eden Çapın, projenin Türkiye ve Avrupa için önemini
şu sözleriyle ifade etti:
''Geliştirilecek sistemin ve patentlerin mobil teknoloji alanında etkin
şirketlere lisanslanması, Türk bilim ve teknolojisinin gelişimi için
önemli bir fırsat olacak. Ayrıca bu proje ile Avrupa, rakipleri ABD ve
Japonya'ya karşı önemli bir üstünlük sağlamış olacak. Çünkü bu tür bir
üç boyutlu telefon projesi dünyada bir ilk olup diğer devletlere de
yeni ufuklar açacak. Proje kapsamında geliştirilecek patentlerin Sony,
Samsung gibi şirketlerin geliştireceği teknolojilere karşı rekabet
etmesi bekleniyor.
Ayrıca, projenin koordinatörlüğünü ve teknik yönetimini Bilkent
Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü'nün üstlenmiş olması önemli
bir unsur. Bu sayede, Türkiye'nin 4. Nesil mobil telefonları alanında
dünya çapında bir yer edinmesi hedefleniyor.''Projede, üç boyutlu
telefon prototipi üretimi için bütünsel bir çözüm planlandığını
belirten Çapın, bunun için de günümüzdeki mobil teknolojisinin
sınırlarının zorlanacağını, yeni teknolojilerin geliştirileceğini ve
kullanıcıya yepyeni bir deneyim yaşatılacağını dile getirdi.
Çapın, proje kapsamında üç boyutlu oyunlar ve sanal gerçeklik ortamları
gibi eğlence uygulamalarından üç boyutlu harita uygulamalarına kadar
pek çok teknolojinin gelişmesine de fırsat yaratılacağını belirtti.
HOLOGRAFİK TV'NİN ÖNDERİ PROF. DR. ONURAL DA PROJEDE
AB 6. Çerçeve Programları kapsamında 180 araştırmacının katıldığı üç
boyutlu TV projesinin Koordinatörü Bilkent Üniversitesi Elektrik ve
Elektronik Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Onural da,
3DPHONE projesinde görev alıyor.
Onural, projenin 3 boyutlu telefonun baştan sona çekim, iletim ve
gösterimini kapsadığını ifade ederek, ''3 boyutlu TV projesinin
amaçlarından biri de bir taraftan 3 boyutlu görüntüler elde ederken,
bir taraftan da proje sonuçlarını uygulayabileceğimiz yeni teknolojiler
yaratmaktı. 3 boyutlu telefon projesi de bu anlamda 3 boyutlu
televizyon projesinden çıkan 10'a yakın projeden biri'' dedi.
TÜBİTAK NE DİYOR?
TÜBİTAK 7. ÇP Ulusal Koordinatörü Hüseyin Güler ise AB 7. Çerçeve
Programı'nın, Türk şirketlerine Avrupa'nın Ar-Ge Kulübüne giriş hakkı
sunduğunu belirterek, 7. ÇP'nin katkılarının farklı alanlarda görülmeye
başlandığını ifade etti.
Türk kuruluşlarının, 7. ÇP kapsamındaki ''Üç Boyutlu Telefon'' projesi
gibi pek çok projede kendilerini Avrupa'da kabul ettirmeye başladığını
vurgulayan Güler, yurt dışındaki beyin göçünü tersine çevirmeye yönelik
fondan İsrail'den sonra en çok yararlanan ülkenin Türkiye olduğunu
söyledi. Türkiye'nin 7. ÇP'de bir önceki programa göre daha başarılı
olduğunu, 2013 yılına kadar sürecek programın ilk yılında sağlanan
fonun da 20 milyon avroyu bulabileceğini ifade eden Güler, Türkiye'nin
katıldığı ve hazırladığı projelerin kalitelerinin artmasındaki en
önemli faktörün, TÜBİTAK'ın 7. ÇP konusunda gerçekleştirdiği proje
hazırlama eğitimleri ve kuruluşlarla yapılan bire bir çalışmalar
olduğunu dile getirdi.
A.A.
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 8/7/2007 - Nüfusun % 21’i internet kullanıyor
Türkiye’de nüfusun yüzde 21’inin internet kullandığı bildirildi. Bu oran nüfus olarak 16 milyona denk geliyor.Avrupalıların yüzde 38,9’unun internet
kullanıcısı olduğu bildirildi. Avrupa ülkeleri arasında en fazla
internet kullanan ülke ise 50 milyon 471 bin kişi ile Almanya...
Türkiye ise 16 milyon internet kullanıcısı ile nüfus bazında 7. sırada
yer alıyor. Ancak Türkiye, yüzde 700 ile Avrupa’da internet kullanımı
en fazla artan ülke konumunda...
Kaynak : www.ntvmsnbc.com
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 27/6/2007 - Türkiye'nin yeni teknoloji üssü
Nanoteknoloji alanında Türkiye'yi dünya ile yarıştıracak Nanoteknoloji Enstitüsü Ankara'da açılıyor...
Bilkent
Üniversitesinde Temmuzda çalışmalarına başlayacak UNAM-Malzeme Bilimi
ve Nanoteknoloji Enstitüsünde, aralarında savunma tekstil, otomotiv,
inşaat, tıp ve biyoteknolojinin de bulunduğu hemen hemen her alanda
hassas ürünler geliştirilecek.
DPT'nin de katkıda bulunduğu
enstitünün inşaatında 10 milyon YTL, laboratuvar ekipmanları içinse 15
milyon YTL olmak üzere bugüne kadar 25 milyon YTL harcandı. Merkez, 8
bin 500 metrekarelik kapalı alanda toplam 62 laboratuvardan oluşuyor.
Enstitünün malzeme bilimi ve nanoteknoloji araştırmaları için özel
olarak tasarlanan ''akıllı binası'' 7 kattan oluşuyor.
''NANOTEKNOLOJİ ÜLKELERİN GÜCÜNÜ GÖSTERECEK''
Ulusal
Nanoteknoloji Araştırma Merkezi Proje Yöneticisi Bilkent Üniversitesi
Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Salim Çıracı, yakın bir gelecekte
bir ülkenin nanoteknolojideki seviyesinin o ülkenin gücünün bir
göstergesi olacağını kaydetti.
Son yıllarda nanoteknoloji
konusunda hızlı gelişmeler karşısında Devlet Planlama Teşkilatı
Müsteşarlığının (DPT), Bilkent Üniversitesinden sunulan bir proje
aracılığıyla ulusal nitelikte bir nanoteknoloji merkezi kurulması için
destek sağladığını bildiren Çıracı, 2005 yılında başlayan projenin
Temmuz ayının sonunda tamamlanacağını ve Unam-Malzeme Bilimi ve
Nanoteknoloji Enstitüsü'nün çalışmalarına başlayacağını açıkladı.
UNAM'ın
kuruluş sürecinde bilimsel çalışmaların Bilkent Üniversitesinden 25
öğretim üyesi ve 100 araştırma asistanı tarafından yürütüldüğünü
anlatan Çıracı, ''İzleyen 4 yıl içinde fizik, kimya, moleküler
biyoloji,elektrik ve elektronik, malzeme bilimi konularının birinde
doktora çalışması yapmış 40-50 kadar uzmanın ve çok sayıda doktora
öğrencisinin çeşitli araştırma projelerinde görev alması
beklenmektedir. Enstitümüz, yürütmekte olduğu projeler kapsamında pek
çok üniversite ile iş birliği yapmaktadır'' diye konuştu.
Enstitünün
inşaatında 10 milyon YTL, laboratuvar ekipmanları içinse 15 milyon YTL
olmak üzere bugüne kadar 25 milyon YTL harcandığını belirten Çıracı
merkezin, 8 bin 500 metrekarelik kapalı alanda toplam 62 laboratuvardan
ve malzeme bilimi ve nanoteknoloji araştırmaları için özel olarak
tasarlanan ''akıllı binası''nın da 7 kattan oluştuğunu anlattı. Çıracı,
enstitüde son teknoloji ekipmanlar bulunacağından çoğu laboratuvarın
özel olarak dizayn edildiğini ve laboratuvarlarda, merkezi sıvı azot,
basınçlı hava, soğuk su ve gaz hatlarının yanında ses izalasyonu,
hassas sıcaklık kontrolü ve özel güvenliğin bulunduğunu bildirdi.
Nanoteknolojinin
öncelikle malzeme ve biyoteknoloji alanlarında gelişeceği, ancak 10-15
yıl sonra elektronikte spintronikte, özellikle de moleküler
elektronikte ağırlığını hissettireceğinin beklendiğini ifade eden
Çıracı, nanomalzemelerin olağanüstü özelliklerinin hemen hemen her
alanda devrim yaratacağını vurguladı.
Çıracı, enstitüte
yapılacak çalışmaları şöyle özetledi: ''Üniversiteler, kamu
kuruluşları, özel sektörle birlikte nanoteknoloji ve malzeme bilimi ile
ilgili Türkiye'nin teknolojik sorunlarına çözüm getirmek ve ülkemizde
yapılan ürünlerin dış pazarlarda rekabet gücünü artırmak üzere projeler
üretilecek. Daha sonra, desteklenen projeleri birlikte yapacağız.
Çalışmaların bir kısmı buradaki ekipman kullanılarak bir kısmı da başka
bir üniversitede olacak. Enstitünün yaptığı çalışmalar sonucunda ortaya çıkan ürünler müşterek ürünler olacak.''
Enstitünün
açılmasının ardından üniversitelere Türkiye'nin teknoloji sorunları
konusunda ortak çalışmalar yapma çağrısında bulunacaklarını anlatan
Çıracı, böylece temel bilim desteğiyle elde edilecek prototiplerin
katma değeri yüksek teknoloji ürünlerine dönüşeceğini dile getirdi.
Merkezin
açılmasıyla özellikle nanoteknolojide çalışacak Türk akademisyenlerin
yurt dışına gitmesine de gerek kalmayacağını söyleyen Çıracı, giden
araştırmacıların da belli sürelerle Türkiye'ye geldiklerinde
araştırmalarını ve tecrübelerini Merkez aracılığıyla
paylaşabileceklerine dikkati çekti. Bilkent Üniversitesinde bir süre
önce disiplinlerarası çalışmayı geliştirmek amacıyla merkezdeki
araştırmalara paralel olarak ''Malzeme Bilimi ve Nanoteknoloji'' yüksek
lisans ve doktora programı açtıklarını hatırlatan Çıracı, hedeflerinin
Türkiye'nin nanoteknoloji araştırmalarında ihtiyacı olacak beyin gücünü
yetiştirmek olduğunu belirtti.
DÜNYADAKİ ÖRNEKLER
Çıracı nanoteknolojide dünyada yapılan araştırmalar hakkında şu bilgileri verdi: ''Nanobilim
ve nanoteknoloji araştırmaları için gelişmiş ülkelerde, kamu sektörü
2005 yılında toplam 6 milyar ABD doları yatırım yapmaktadır. Son
yıllarda ABD, Japonya, AB ülkeleri, Kore, İsrail, Güney Afrika Birliği,
Kanada gibi ülkelerde her biri 100 milyon doların üzerinde harcama
yapılarak, çok sayıda Ulusal Araştırma Merkezleri kurulmuştur. ABD'de
Stanford, Harvard, Cornell gibi tanınmış 13 üniversitede kamu
tarafından oluşturulmuş nanoteknoloji merkezleri bulunmaktadır.''
ULUSAL İŞ BİRLİĞİ ŞART
Teknoloji
devriminde yer almak ve gelişen pazardan pay kapmak için ülkelerin
birbirleri ile yarıştığını anlatan Çıracı, ''Nanoteknoloji yarışında
var olmak için ulusal iş birliği şart'' dedi. Merkeze 3-4 yıl içinde
binanın yapımı hariç 130 milyon YTL harcanacağını kaydeden Çıracı,
''Eğer bu çalışmalar bu hızla devam ederse bu laboratuvarlar küçük
gelecek. 6 yıl sonra, aslında bu bina da yetmeyecek. Bu laboratuvarlar
yılda en az 100 milyon dolarlık araştırma yapacak'' diye konuştu.
AA
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
|
|
|
Söz söylenmiş bir kere; üzerinde düşünmek gerek :
"Gülerken göbeği oynamayan adamdan kork."
Çin Atasözü
|

© 2006-2009 Blogdaki yazılar kaynak gösterilerek kullanılabilir.
|
|